Facebooktwittergoogle_plusFacebooktwittergoogle_plus

Bütün hafta yarı çıplak dolaşarak güneşin tenime nefes aldırmasına tanıklık etmek, sabah 8’de yüzümü denizde yıkamak, su yutup yüzümü buruşturmak, özlediğim yemekleri yemek, akşamüstü sabah alamadığım uykumu cırcır böceklerinin sesi eşliğinde sızarak almak, gece şeftalili romlu kokteylimle babam yaşında amcaların canlı müziğini dinlemek, bir akşam dört dörtlük bir balık lokantasına ve barlar sokağına gitmek, şarkılara eşlik edeceğim diye sesimi hala düzelemeyecek kadar çok hırpalamak, ılıca’da maldivler’i anımsatan deniz ve kum rengini görüp görüp kumsala inanmazlıkla bakmak, güzel yaz elbiseleri ve sandaletlerle dolaşmak, bacaklarımı sonunda bronzlaştırmayı becerip gururlanmak, yüzüme güneşten kuruluk kadar renk ve canlılık da gelmesi, denizde zarar gören saçlarımdan kurtularak hafiflemek, denizin üstünde bir iskelede buz gibi rakılar içmek, mezeler yemek, pazardan alınmış nefis incir, şeftali, domates ve çilekleri yemek, çeşme’de mangal yapmak, zevgülüme denizde dokunmak, 6 günlük bir bilgisayar ve internet detoksu, tembellik, düşünmemeye çalışmak, sonunda düşünmemek, kafa hafifleten yaz kitapları okumak, annem ve babamla tatil yapmak, yüzmeden ziyade vücut uzuvlarını anlamsızca suda sallandırmak suretiyle dinlenmek, enerji toplamak, güç kazanmak, huzur bulmak, kafayı sadeleştirmek.

Takip edin, beğenin, paylaşın dilerim 🙂

Leave a Reply

Bu blogu takibe almaya ne dersiniz? :)