Facebooktwittergoogle_plusFacebooktwittergoogle_plus

Gençliğimizin sesi adım adım Londra’dan geçti geçen gün. İlk albümü Sokak Şarkıları’nı kaset formatında alıp, başa sara sara dinlediğimiz Yaşar Kurt… 1990’lı yılların sonlarına doğru hızla yaklaşıyorduk. Cep telefonu değil, walkman vardı, Kalemler ve kalem piller en iyi arkadaşımızdı yani. Kalem ile kaset ilişkisini bilenler bilir 🙂 Türkçe pop ve rock müzik altın çağını yaşıyordu. Klipler kim ne der demeden, rahat rahat çekiliyordu. İlk başta Number One’da Burçin ve Pınar’dan öğreniyorduk müzik dünyasını. Sonra İngilizce öğrendikçe ve kablolu TV gelince MTV, daha büyüyünce Dream TV’ye sardık. Öğrenciydik, özgürdük, gamsızdık. Tek prangamız blok dersler ve okul formamızdı, ya da biz öyle sanıyorduk…

Yaşar Kurt’un o ilk kayıtlarında sadece sesi ve gitarı vardı. Bir de bazı bazı, sokak çocuklarının söyledikleri… Belki de o yüzden o kadar çarpılmıştım müziğine, çünkü sadeydi. Gereksiz tek bir nota veya hece, işe yaramayacak tek bir enstrüman yoktu kayıtlarda. Belki amatörceydi bu kayıtlar. Ama değme profesyonellere taş çıkartacak bir gerçeklik, akıcılık ve duygu taşıyorlardı. Şarkıların özü bozulmamış, genleriyle oynanmamıştı.

5 Şubat’ta The Garage adlı Kuzey Londra barında verilen konser, en sevdiklerimizden biri olan “Fırt Emin’le başladı. Elektrikçi Emin Abisi’ne yazmış Yaşar Kurt bu şarkıyı (“Seni öldün sandım ruhum, biliyor musun? Sensiz yaşamaya alıştırdılar galiba. Özledim!”) ama herkes şarkının adını Ruhum sanıyor haklı olarak. Bunun da farkındaymış 🙂 Güldük.

Fotoğraf: ingiliz filiz

Beklediğimin aksine kalabalık bir kadro eşlik ediyordu Kurt’a: kemancı (aynı zamanda geri vokal de yaptı), bir başka gitarist, bir basçı, davulcu ve elektro gitarist. Toplam 6 kişilerdi.

İkinci şarkı, “Güneş Kokusu” idi. Daha sonra “Ver Bana Düşlerimi” geldi. Bu şarkı bayağı seviliyormuş anlaşılan: “Silebilir misin sende kalan dudaklarımın nemini?” Şarkı bitince “adamsın adam!”  şeklinde bir tezahürat yaptı bir seyirci! 🙂

Pir Sultan Abdal’ın yazdığı, Aşık Veysel’in olup da benim Yaşar Kurt’tan duyduğum “Dostum” türküsü geldi sonra. Çok severim:

“Sensiz dünya malı neyleyim dostum, dostum dostum,

Dostum, dostum, dostum

Dostum, gelsene caney”

Daha sonra solo gitar bölümüne geldi sıra: iki gitarist birlikte Ortaçgil’in en sevdiğim şarkılarından “Yağmur’unu çaldılar. “Dinle yağmuru dinle, teselli bul türküsünden… Her şey olur, her şey büyür, her şey geçer, hayat kalır…” Şarkı onların elinde tanınmaz hale geldi, gerçek bir cover dinledik yani.

Daha sonra Yaşar Kurt’un, Cahit Külebi’nin şiirinden bestelediği “Kamyonlar Kavun Taşır”ı çaldılar. Bu şarkı da ilk albümdeki favorilerimdendir: “Artık bu şehir başkadır, herkes beni aldattı gitti. Kamyonlar kavun taşır, içimdeki şarkı bitti…”

Fotoğraf: Özgür Yüzak

Aradan sonra, ikinci yarı Sevdaluk dizisinin müziklerinden “Samistal Yaylası’yla başladı. Yaşar Kurt bu şarkıyı tek başına icra etti. Sonra rahmetli Onno Tunç’un Sezen’le taçlandırdığı şahane “Sitem”ini tıngırdattı gitarla. Aysel Gürel’in muhteşem sözleri dile geldi bir kez daha: “Vurgun yemiş misali gönlüm, tutuldu aşka, ciğerimden yanıyorum ben, bu defa başka…” Ama Londra konserinde en çok tezahürat alan Ahmet Kaya’nın “Yakarım Geceleri” adlı şarkısıydı.

Daha sonra grubun diğer üyeleri tekrar sahne aldı ve sıra Efkan Şeşen’in “Dokuz Altı Yolları’ndaydı…  “Kendim Gibi”den sonra Ömer Hayyam’ın şiirinden, bir başka kahramanım Mehmet Güreli’nin bestelediği şahane şarkı “Kimse Bilmez” cover’landı. Ama bu şarkının Güreli versiyonunu daha çok seviyorum. Daha sade, daha az cayır cayır… Keman ve elektro gitar yakışmıyor bu şarkının yalınlığına bence:

“Bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende, gül rengi şarap içilmez mi böyle günde? Seher yeli, eser yırtar eteğini gülün, güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün. Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye, kimse bilmez, kimse bilmez.” 

Fotoğraf: Özgür Yüzak

Yaşar Kurt’un bence en güzel şarkıları “Haydi Erkekler Savaşa” ve “Korku” konserin sonunda, hem de birbiri ardından çalınınca kaymaklı ekmek kadayıfı gibi geldi bana 🙂 Kurt konserde bu şarkıları birbirine bağlayarak tek şarkı olarak söyledi. Gençliğimiz İstanbul’dan sesleniyordu sanki! Korku’nun gaz elektro solosu da süperdi! Ama her güzel şey gibi, bu konserin de sonu gelmişti.

Bis’te bir umutlandım, ciğercinin önündeki kedi gibi bekledim, belki ilk albümden bir şeyler düşer diye ama, olmadı. Belki bi’ “Deniz Feneri”, bi’ “Hadi Baba Gene Yap” gelir dedim ama gele gele “Ver Bana Düşlerimi” geldi. Zaten çalınmıştı üstelik bu konserde. Ama izleyici onu çok seviyor diyedir belki de, bilemiyorum.

Yine de Yaşar Kurt’u ilk defa canlı dinlemek, ilk dinleyişimden yaklaşık 20 yıl sonra bir daha, bir daha dinlemek, şarkılara hep bir ağızdan eşlik etmek çok güzeldi. Şarkılar iyi, müzisyenler yetenekli olunca, bu konser özel bir deneyime dönüştü. Organizatörlere de buradan teşekkürlerimi sunuyorum 🙂

Fotoğraf: Ceyhun Can Güner’den alınmıştır, teşekkürler…
Takip edin, beğenin, paylaşın dilerim 🙂

Leave a Reply

Bu blogu takibe almaya ne dersiniz? :)