Facebooktwittergoogle_plusFacebooktwittergoogle_plus

Bu yazım 20 Aralık 2014 tarihinde www.cazkolik.com adlı internet sitesinde yayımlanmıştır: Yazıyı okumak için tıklayın

Londra Caz Festivali kapsamında gittiğim ikinci konseri ise 22 Kasım akşamı Chucho Valdes verdi. 72 yaşındaki Kübalı piyanist, besteci ve aranjör, sahneye çiçekli gömleği, ışıl ışıl parlayan kol düğmeleri ve siyah rugan ayakkabılarıyla çıkarak Küba esintilerini bize kadar taşıdı. İspanya’da yaşayan sanatçıyı Kings Place adlı kültür merkezinde üç akşam üst üste vereceği konserlerden sonuncusunda izledim. Biletler önceden tükenmişti. Elleri bütün gece piyanonun üstünde deyim yerindeyse “kelebek gibi uçtu.” Hem de kendinden çok genç bazı sanatçıların aksine, sahneye notasız çıktı ve bu yaşında tüm şarkıları ezberden çaldı.

Latin cazının maestrolarından Chucho Valdes
   (Fotoğraf: Özgür Yüzak)

Bence tüm zamanların en güzel çizgi filmlerinden biri olan Chico and Rita’nın müziklerini yapan piyanist babası Bebo Valdes oğlu Chucho’ya üç yaşında müzik öğretmeye başlamış. The Guardian gazetesinin caz eleştirmeni John Fordham’a göre “caz piyanonun en şahane virtüözlerinden biri” olan Chucho, kariyeri boyunca beş Grammy ödülüyle bu özelliğini adeta tescillemiş. Dünyanın en iyi beş piyanistinden biri olarak gösterilen müzisyen aynı zamanda babası, kendisi ve oğlundan mütevellit piyanist ailesinin en ünlüsü.

Başlangıçta Chucho’nun tek başına çalacak olmasını yadırgadım, latin caza bir perküsyon, en azından bir “shaker” ister dedim. Ama yanıldığımı birkaç şarkı sonra anladım. Zira Chucho zaten tek kişilik bir orkestraydı! Çünkü icra ettiği kompleks armoniler konseri çözmesi çok zevkli bir bulmaca haline getirmişti.

Sadece Küba müzikleri değil, caz ve latin caz parçalarının da icra edildiği konserin belki yarısı çok bilinen şarkılardan oluşuyordu. Ama Chucho bunlara yeniden hayat öpücüğü vermeyi bildi. Duke Ellington’ın “Caravan”ı,  tüm zamanların popüler ve belki de en eskitilmiş latin şarkısı “Besame Mucho” ve Barbra Streisand’in ballad’ı “People” bunlardan birkaçıydı. Zengin piyano aranjmanı pek enstrümantal çalınmayan “Over the Rainbow” şarkısında vokal desteğini aratmadı. Kah yumuşak melodilerle ruhumuzu okşadı Chucho, kah enerjisiyle bizi göklere taşıdı. Tek set halinde verdiği konserin ilk bis’inde bir “ah” çekti Chucho. Güldük hep birlikte. Yorulmuş olacaktı. İzleyicinin ısrarlı alkışları onu ikinci bir bis yapmaya ikna etti. Bütün salonun bayıldığı konser bittiğinde bir buçuk saatin nasıl geçtiğinin ancak farkına vardım. Salondan ayrılırken Chucho’nun müziğiyle sarmaş dolaştım…

Takip edin, beğenin, paylaşın dilerim 🙂

2 Comments

Leave a Reply

Bu blogu takibe almaya ne dersiniz? :)